Ertuğrul ÖZKÖK...

e-Posta Yazdır PDF

Bekir COŞKUN'un çok sevdiğim bir cümlesi vardı...

"Siyasetçiler 5 yılda bir seçime gidiyorsa, biz hergün seçime gidiyoruz.

Halk marketlerden, gazete bayilerinden hergün bizi seçiyor, hergün bizi okuyor."


Bakıyoruz tirajlara...

En çok satılan gazete Posta ve Hürriyet...

Yani bu millet, en çok bu gazetelere rağbet ediyor...


Fakat hala bazıları çıkmış diyor ki; "Doğan Medyası halktan uzaktır. Millete kafa tutmaya dayanamadılar. Özkök gitti!"

Peki sormak lazım...


Hürriyet halktan uzak olduğu için mi halk en çok onları okudu...

Halktan uzak olduğu için mi halk hergün seçim yaparak en çok onu seçti...


Çok sevdiğim bir söz vardır;

"Eğer bir insan bilgisiz ve cahilse bu çok büyük bir sorun değidir. Gerçekleri gösterirsiniz-öğretirsiniz ve cahillikten kurtarırsınız.

Fakat eğer bir insan bildiği bir şeyi bilmemezlikten gelip onu görmüyorsa... İşte asıl cahillik budur... Bu cahillikten korkmak gerekir...

Ve bu cahilliÄŸe sahip olan insanlardan da..."

 

Hani bazı horozlar güneşin yalnızca kendileri için doğduğunu sanarlarmış ya...

Bu yüzden durmadan öterlermiş...

Bizim medyamızdaki bazıları da (hepsini tek tek saymayayım reklamları olmasın) Ertuğrul ÖZKÖK'ün görevden ayrılmasını kendileri için güneşin doğuşu zannediyorlar...

Durmadan ötüyorlar...

Yok efendim bir devir bitmiş, yok efendim halk onları bitirmiş... Birisi de ağzından kaçırmış, yok efendim bu rejimin bekçiliğini yapan kişi görevden alınmışmış. Mutlulukla böyle yazmış...

Halbuki bunu yazan şahıs bilmez ki, bu rejimin tek koruyucusu ne Hürriyet Gazetesi'dir, ne Ertuğrul ÖZKÖK'tür...

Koskoca rejim ve devlet bir kişinin ya da bir kurumun üzerine kurulmaz...

Bu halkın ve halkın kurumlarının üzerine kurulur...

Atatürk de öyle yapıp gençlere armağan etti...

E biz de bekçisiyiz...

Ama işte bazıları meydanı boş bulduğunu sanıp atıp tutunca, ben de cevap vereyim diyorum... Hele de bir kişinin üzerinden koca bir devlete ve o devletin geçmişine laf etmeye çalıştıkları zaman...

Mecburen onların seviyesine de iniyorum...

 

 Yılbaşından sonra 2010'da yapacaklarım...

 

* 2 gün önce gördüğüm insanlara "Geçen seneden beri neredesin be" iğrenç esprisi yapılmayacak...

* Artık yaşlanma evresine girdik galiba... En tez zamanda, en temizinden helal süt emmiş bir sevgili bulunacak...

* Ne olur ne olmaz deyip, İzdivaç programına çıkan erkeklere gülünmeyecek... (Gülme komşuna-gelir başına)

* Anne sözü daha çok dinlenecek... (Kafama esmeyenler hariç)

* 23 Nisan'da ne yapıp ne edip bir günlüğüne Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği koltuğuna oturulacak...

* 23 Nisan'da bu koltuğu Fehmi Koru'ya kaptırma ihtimali olduğundan, 19 Mayıs için çalışmalara başlanacak...

* Kulağa küpe takıp takmama konusunda yine dostların görüşlerine başvurulacak...

* Dostların tavsiyesi alındıktan sonra yine kendi kafama esen yapılacak...

* Facebook'ta haberim olmadan etiketlenen resimlerim silinirken, ekleyene daha az küfür edilecek...

* Daha çok karikatür dergileri okunacak...

* Daha az "bilmiÅŸlik" taslanacak...

* AKP'nin bir sonraki seçimi kazanması için dua edilecek....
(Seçimi kaybederlerse kimin yolsuzluğunu-zimmete para geçirmesini-sahte biletler basmasını-teroristlerle kardeş kardeş anlaşmalarını eleştireceğiz. Yazı yazma merakı olan ben için zor bir durum olabilir bu eksilik... )

* Şiirlerde daha az "ayrılık" teması işlenecek... (Hiç sevgilim olmadı, dolayısıyla bir kere hariç hiç ayrılık yaşamadım... E nedir peki bendeki bu gidenlerin ardına yakılan ağıtlar?! )

* Haziran'da mezun olunca "askere gitmek mi - yeni bir üni. daha okumak mı - yoksa direk göreve başlamak mı - ya da hem göreve başlayıp hem yeni üni okumak mı" vb. tercih yapılacak...

* Bu sene kötü geçtiği takdirde, bu kötülüğün sebebi olarak yılbaşında kırmızı don giymemiş olmak gösterilecek...

* "Acaba Osmanlı'daki harem hayatı araştırılıp, padişahların sex hayatı hakkında bir kitap yazsam mı?" diye bu senede de  düşünülecek...

* Büyük bir ihtimal yine yazılmayacak...

* Mezuniyetten önce dostlarla Kıbrıs'ta iyi bir tavernaya (mümkünse dansözlü olanına) gidilecek... Dansöz sahneye çıkınca, "iyi aile çocuğu rolüne" bürünüp, kafayı öne eğerek "utanmış" rolü yapılacak... Çevredeki büyüklerden "aferin" alınacak...

* Hadi bakalım... Durmak yok.. Yola devam... (AKP'nin afişinden araklama değil, İngiliz Viski reklamından araklamadır bu söz... )

Miraç YILDIRIM
Yorumlar
Yeni Ekle Ara
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."