"Bazı cemaatler kurban etlerini satıyor!
Ne bekliyordunuz.
Allah'ın önüne İnsanı koyan,
İnancın,İbadetin önüne Parayı ve maddi çıkarı elbette koyacaktır.
Zaten Allah'ı kenara atıp,İnsanı öne koymasının sebebi Para ve Maddi çıkar sağlamak amacına ulaşmak içindir.
Onun içinde Allah adından çok cemaat önderinin adını anarlar...
Allah’ın söylediklerinden ziyade cemaat önderinin söylediklerini tekrar eder ve uygularlar.
Kuran-ı Kerim’i istediğiniz hale getiremezsiniz.
Cemaat önderlerine gelince iş değişir...
Sonra gelsin “Ilımlı İslâm” !
Ilımlı İslâm tasarısı kapsamında uydurulan bir hikaye var.
Lütfen Tıklayıp,okuyunuz.
Tevazu ve rekabet
http://www.haberturk.com/yazioku.asp?id=11501
Bu yazı yaklaşık 1,5 yıl önce e-mektup olarak gelmiş,
İslâm dini ile içiçe ve yakın olarak geçen 63,5 senemde ilk defa duymuştum.
Şiddetle ret ederek cevaplamıştım.
Yazının özeti,
“Küçükler Haramdan Uzak duracak.Büyükler çok olmamak kaydı ile Haram yiyebilir.!”
Haramın küçüklük,büyüklük ölçüsünü nasıl ve kim tayin edecek ?
Şöyle düşünelim;
Deniz Taşımacılığı yapan birinin 3 gemisi varsa,
Bu kişiye
-Filosu var !
Deriz.
Bir başka kişinin 100 gemisi varsa,
Bu kişiye de,
-Filosu var !
Deriz.
Bir başkasının da sadece 1 tek gemisi var,diyelim.
Bu üç kişinin de Gemileri Haram Para ile alınmış olsun,
Sahipleri de Büyük kişiler olsun.
Sadece Tek gemi mi haram sayılmaz,Yoksa Filo olan mı ?
Kim nasıl,hangi hakla,hangisinin Haramını,hangi kıstasla hoş görecek ?
Yukarıda ki “kasıtlı uydurma hikaye” karşılık dönelim dinimize bakalım.
Peygamberimiz Hz.Muhammed,
Kamu malından 2 dirhem çalanın cenaze namazını kılmamış.
Kamu malından giysi çalan biri için,
-O şehit değildir.Ben Onu cehennemin içinde görüyorum.Demiştir.
Yine savaş ganimetinden izinsiz alan birinin cenaze namazı için
-Siz kılın ben kılmam demiştir.
Örnekler çok fazla.
Hz.Ömer,arkadaşları ziyarete geldiğinde,
Yanan kandili söndürür,başka kandil yakar.
-Siz geldiğinizde devletin kandili ile devletin işini yapıyordum,
Sizinle sohbet ederken kendi kandilimi yakmak zorundayım !
Diyerek Haram konusunda hassasiyetini göstermiştir.
Bu örnekler yüzlerce yıldır bilinir ve pek çoktur.
Şimdi benim yazdığım isimlerle,uydurma hikayedeki isimleri isterseniz bir karşılaştırınız.
Hangisi sizler için Din konusunda daha önde gelir...
Bu hikayeyi uyduranların diğer taraftan,
-İlaçların içinde alkol varsa Haramdır !
Dediklerini,sade gazoza bile alkolden dolayı haram dediklerini bir hatırlayınız.
Şimdi yazıda ki bir başka hususa gelelim.
“Biz bir karga isek Hacı Bektaş-ı Veli bir şahin gibidir.
Öyle her leşe konmaz.
O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.”
Burada iki farklı husus var.
Birincisi “Leş”
Keklik avındasınız,kekliği vurdunuz.Hemen bulamadınız.
5-10 dakika sonra bir su birikintisi içinde buldunuz.
Sizin vurmanızdan mı öldü,boğularak mı öldü ?
Bilmediğinizden Leş sayılır ve siz onu yiyemezsiniz,dinen haramdır.
Dinimiz bu iken,
Yazıda geçen Leş’i(Yemek)kabullenme konusu neyin,nesidir ?
İkincisi,
Rahmetli Hacı Bektaş-ı Veli hazretlerine aleni hakaret var.
Büyük Leşe konar !
Büyük Leş Yer !
Sadece o kadar mı,
Rahmetli Mevlana hazretlerine de,
-Leş Kargası !
Yapılmıştır.
Dolaylı hakaret....
Bütün bunlar ne için,
Bazılarının çalmalarını,hortumlarını mazur göstermek için.
-Dinci Büyük adamlara haram yoktur.
-Dinci Vakıflara haram yoktur.
Desinler bari...
Tevazu ve rekabet
Başlıklı yazı
Yalan ve Rezalet !
Dememiz gereken Uydurmadır...
Rahmetli Yunus Emre,
Dergaha dağdan Odun keserek taşır.
Odunlarının hepsi dümdüzdür.
Soranlara,
-Dergah’tan içeriye eğri nesne giremez !
Der.
Hemen hatırladınız değil mi,
Yüzyıllardır anlatılan gerçek bir olaydır.
Sanırım Yunus Emre’nin
-Düz Odunları
anlayacakları cevap olur...
Mutlu ve Uzun Yaşayınız
Muammer Sokollu


